Çocukların öğrenme sürecinde bedenlerini kullanması, hedeften uzaklaştıklarını düşündürse de aslında önemli derecede olumlu etki yaratıyor. Yapılan araştırmalar, örneğin; matematiksel hikaye anlatımında bedenlerini kullandıkları zaman çocukların farklı bakış açıları kazandığını ortaya koyuyor.

Nörobilimcilerin bulgularına göre, beynin öğrenmeyle ilgili kısmının temel bedensel fonksiyonları kontrol eden kısımla aynıdır. Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre; çocuklarda deneyimleyerek öğrenmenin önemi açıkça ortaya çıkıyor. Gelişim psikolojisine, gelişim veya eğitimi ile alakalı olan tüm kaynaklara baktığımızda bilimsel olarak da ispatlanmıştır ki çocuk deneyimleyerek öğrenir. Çocuklar, dünya ile ilgili bağlantısını deneyimleyerek elde ediyor ve bunu işlevselleştiriyorlar.

Erken çocukluk döneminden itibaren çocuklar dünyayı keşfederken hareket ettikçe, duyu organlarını kullanarak öğrenirler. Çocukları ellerini kullanmaya teşvik etmek, öğrenme deneyimlerini güçlendirir. Elleri kullanmanın yanı sıra, sadece okumaktansa mimiklerle canlandırma yapmak da öğrenmeyi olumlu yönde etkiler.

Pasif veya ezbere dayalı olmayan bu modelde çocuk aktiftir. Bir çocuğun plajda kumdan içinden geldiği gibi şekiller yapması buna güzel bir örnektir. Çocuk böylece sahildeki her şeyle doğrudan etkileşim kurarak oradaki şeyleri öğrenir, içselleştirir. Ona kitaptan plaj resmi göstermenizden çok daha fazlasını, üstelik kalıcı olarak öğrenir. Özel hareketlerle kelime eşleştirmeleri çocukların bilgiyi öğrenmelerini sağlar ve çocuk bunu asla unutmaz.

Deneyimsel Öğrenme Teorisinin sahibi David A. Kolb, öğrenmeyi deneyimin bilgiye dönüştürülmesi olarak ifade eder. Kolb’a göre öğrenme, sırtını deneyime yaslayan ve sürekli devam eden bir süreçtir. Deneyimleyerek öğrenmenin diğer öğrenme ortamlarına göre daha kalıcı olduğu kesin bir gerçektir. Zihnimiz her şeyi anlamlandırmaya çalışır. Anlamlandıramadığımız hiçbir nokta kalmayana kadar boşlukları doldurur.

Açık Hava Eğitimlerinin Çocuklarda Deneyimleyerek Öğrenmenin Önemine Katkısı

Çocukların dışarıda ve içeride geçirdiği zamanın arasında bir denge sağlanması gerektiği artık tüm dünyada kabul görüyor. Hatta sınıf dersleri ile açık havada deneyimleyerek öğrenmenin birbirini tamamladığı fikrinden yola çıkan bazı okullar, haftanın belli günlerini tamamen açık hava eğitimine ayırmış durumdadır. Çocuklar, doğada yine gözetim altındalar ama kendilerini çok daha özgür hissediyorlar. Çocuklar doğada çok daha yaratıcı, çok daha çözümcü oluyor. Erken dönem eğitim aslında tam da bu amaca dayanır; çocuk odaklı ve çocuğu özgür bırakan bir eğitim olmalıdır.

Çocukları geleceğe hazırlamak istiyorsak, onlara değişime adapte olabilme, uyumlanma ve koşullar karşısında esnek olabilme yetkinliklerini kazandırmak gerekir. Yaparak ve deneyimleyerek öğrenme, çocukların değişim içinde yollarını bulabilmeleri için ihtiyaç duydukları temel yetkinliklerin edinilmesine ve gelişmesine yardımcı olur.

Çocukların bu yöntemle kazanacakları ve onları geleceğe hazırlayacak yetkinlikler arasında kendini tanıma, empati, iletişim becerisi, motivasyon, koordinasyon, hedef belirleme, geleceği planlayabilme, sorunları çözebilme, öfke, stres, zaman yönetimi, sabır ve uzlaşmacılık yer alır. Çocukluktan itibaren bu tür yetkinlikleri gelişmiş olan bireyler, farklı durumları yönetmek için çocukluklarından getirdikleri bu yetkinlikleri kullanırlar.

 

Tavsiye :   Montessori Eğitmeni Olmak

 


Blog’a her gün eklenen yeni yazılar ve Montessori etkinlikleri için abone olmayı unutmayın. Yeni yazıları mailinizden takip edin…

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.