Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 bizlerin de hayatını birçok anlamda olumsuz yönde etkiledi. Gerek sosyal gerekse ruhsal anlamda kısıtlamalar ile tedbirler alarak evlerimizde kendimizi ve ailemizi izole etmeye çalıştığımız zor ve belirsiz bir süreçle karşı karşıyayız. Bizler bu süreci aklımız ve irademizle yönetmeye çalışırken olan bitene bizim tutumlarımızla, evdeki atmosferle anlam vermeye çalışan küçük şahitlerimiz var: Çocuklarımız…

Peki bizlere düşen nedir? Ne yapmalıyız? Onlara bu durumu nasıl anlatmalıyız? Birçok ebeveynin bugünlerde en çok zorlandığı konudur bu kuşkusuz.

Sevgili anne babalar… Korku ve panik duygusu en çok belirsizlik ve kaostan beslenir. Ve yaşadığımız günler bu durum için çok müsait maalesef. Tıpkı uçak anonslarındaki ‘’Oksijen maskesini önce kendinize sonra çocuğunuza takın!’’ talimatı gibi öncelikle kendi stres yönetimimizi ele alıp; rutinimizin, ev içi fiziksel semptomlarımızın, değişken uyaranlarımızın olabildiğince aynı kalmasını sağlayarak yaşantımıza devam etmeye çalışmalıyız. Çünkü özellikle 7 yaş altı çocuklar ortamdan etkilenirler ve olayları çoğu zaman bu semptomlara göre de anlamlandırırlar. Öncelikle içinde bulunduğumuz durumu onların yaşına uygun bir şekilde ve olabildiğince kısa cümlelerle özetlememiz gerekir. Israrla sormaya devam edeceklerdir, bu onların ‘’durumu normalleştirme’’ çabasıdır sabırla cevap vermeye devam etmeliyiz. Çünkü ‘’yolunda gitmeyen bir şeyler var evet ama ne?’’ sorusuna her yerden cevap bulmaya çalışacaklardır. Öte yandan kısıtlılık hali var ki bu en çok onlar için can sıkıcı. Doyasıya koşamamak, sokaklarda parklarda oynayamamak… Durumu, kontrol altına alayım derken; ‘‘dışarı çıkarsak virüs bizi yakalar! bizi öldürür! yemeğini yemezsen virüs seni hasta eder!’’ gibi söylemlerle korkutucu hale getirmekten mutlak suretle kaçınmalıyız. Bunun yerine “şu anda korunmak için en güvenli yer evimiz ve biraz daha sabredersek birlikte yine parka gidebiliriz, sokağa çıkabiliriz” gibi motive edici cümlelerle onun dikkatini mutlu sona alabiliriz.

Bu süreçte en sık karşılaşılacak durumlardan birisi de birlikte uyuma isteğidir. Olağan dışı durumlar yaşadığımız bu günlerde yaşlarına uygun olarak aynı odada; ya da bizimle aynı yatakta uyumalarına müsaade etmek onlara güven verecektir. Çünkü kaygı arttıkça salgılanan kortizol hormonuyla güven ihtiyacı da artacaktır ve siz o güven ihtiyacını karşıladığınızda güven beraberinde onlar için mutluluk getirecektir. Öte yandan gözden kaçırılmaması gereken diğer önemli bir husus televizyon. Hepimiz süreci takip etmek, gidişattan haberdar olmak maksadıyla gündemi bir çok iletişim kanalından takip etmeye çalışıyoruz kuşkusuz. Fakat bu aracın tüm ev ahalisinin ulaşabileceği bir iletişim kanalı olan televizyon olmamasında fayda var. Onların olan biteni izledikleriyle anlamlandırmaya çalışmasına, durumun daha karışık hal almasına engel olmalıyız.

Son olarak özetlemek gerekirse çocuklarımız bizim aynamızdır sevgili anneler ve babalar; ev düzenimizi, yaşantımızı olabildiğince aynı rutinde tutup onların yanında koronavirüs ile ilgili diyaloglardan kaçınabiliriz. Çünkü rutini korumak kaygı yönetimini kontrol altına almamıza ve güncel yaşantıya daha kolay ayak uydurmamıza yardımcı olacaktır.

Unutmayalım pandeminin evimize düşen gölgesini sağlıklı bir şekilde yürüttüğümüz sürece, çocuklarımızın duygu durumunu kontrol altına almamız daha kolay olacaktır. Sevgilerimle…

Şule HASIL

Öğretmen/Sosyolog

Bloga e-posta ile abone ol

Bu bloga abone olmak ve e-posta ile bildirimler almak için e-posta adresinizi girin.